Ağustos böceklerinin ritmik ve düzenli çıkan sesini, özgürce gökyüzünde dolaşan martıların uyumlu ve hayat dolu haykırışlarını ve sesin sessizliği diye tarif edebileceğimiz deniz dalgalarının eşsiz sesini saymazsak ortalık bir hayli sessizdi. Güne ş, sesini duyurmak isteyen, tüm dikkatleri üzerine çekmek isteyen bir çocuk gibi kararlıydı. I şığını ve sıcaklığını tüm gücüyle, müthiş bir kararlılıkla etrafa saçıyordu. Aslında muazzam ve sıcak bir yaz gününde olması gereken buydu. Bulutlar ise en büyük dostları yağmur bu sıralar ortalıkta görünmediği için gökyüzünü terk etmişlerdi. Şimdi gökyüzünün sahibi tüm ihtişamıyla parıldayan güneş ve fütursuzca uçuşan, gökyüzünde dans eden martılardı. Bu sıcak ve nemli havayı denizden esen, tuz ve yosun kokulu meltem bir nebze serinletiyordu. Toprak ise yapısı gereği nemli bir topraktı ve etrafa hoş bir koku saçıyordu. Kızılçamlar esen rüzgarda ahenk içinde dans ediyorlardı. Kızılçamlar ile denizin arasındaki alanda ise mersi...